Bir Sabah


                Her şeyi düşlerde yaşanmış sanarak uyanmak bir sabah… Bir sabah; her şeyi unutarak… Hayal meyal hatıralarla bilerek yalnız, uyku mahmurluğuyla açmak gözleri… Bir sabah… “Bu gece bir rüya gördüm, sanki bir asır sürdü ve bir asırda bin insanın çekeceği çileyi çektim; neyse ki hepsi bir rüya…” diyecek kadar silmiş olmak yaşanan ve yaşanamayanları…

                Hani bir sabah… Aynanın karşısına geçer ve bakarsın da tanıyamazsın ya yüzünü… Hani çizgi çizgi olmuş alnın ve beyazlamış sakalların yabancı gelir ya… Hani yorgunluktan kanlanmış gözlerinle odaklanıp gözlerine “Ne kadar yaşlanmışsın” dersin ya bir sabah…

                Hayatın an’dan ibaret olduğunu anladığın; geçmişten geçip gittiğini ve geleceğe varmanın müphem olduğunu idrak ettiğin, hatıralarla hayallerin sıkıştırdığı bir “an” yaşamaktansa; geçmişi iten ve geleceği umursamayan bir “an” tercih ettiğin sabahtan bahsediyorum, evet. Fikirlerinle hislerin arasına köprü kurmaktan vazgeçtiğin; tümüyle hislerini ve fikirlerini terk ettiğin, yepyeni bir sayfanın başlığına büyük harflerle “şimdi” yazdığın sabahtan bahsediyorum.

                Kâğıdı öylece bırakıp masanın üstüne, kalemi kırıp attığın ve “mademki yazmak hatırlamaktır; ancak kırmak unutmak olabilir” diyebildiğin sabah… Kırık kalemi nereye koyduğunu unuttuğun ve hatırlamak için çaba sarf etmediğin; televizyondan önce perdeleri açtığın; kahvaltı yapmadan kendini dışarı attığın; insanlara gülümseyip günaydın dediğin; üzerinden atmayı “sabah” becerebildiğin ve şimdi en ufak bir etkisini hissetmediğin, zamanında yılların birbiri ardına eklenerek sana verdiği yorgunluk ve yaşayıp unuttuklarının üstünde tesirini bıraktığı olgunlukla davrandığın sabah…

                Hani bir sabah… Boşverebilmeyi de öğrenmiş olarak uyandığın ve boşvermeye bile boşverdiğin sabah… “Yaşandı, yaş aktı ve bitti” demekten de vazgeçip, “Hepsi bir rüya mıydı; yoksa Rüya adı mıydı?” diyebildiğin sabah…

                Kurtulmaya çalıştığın zincirlerin kırık olduğunu fark edecek, boynundaki tasmanın çoktan çıktığını ve bileklerinde kelepçe sandığın şeylerin birer ince ip olduğunu göreceksin…

                Bir sabah; sevineceksin…


« Ne kadar uzun zaman oldu?   |   Kırık kalem, boş kağıt »



Yorumlar

Giriş yaparak yorum yazabilirsiniz.

Bu Yazı Hakkında

Türkyılmaz-yarım şair üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'Bir Sabah' isimli yazı 15 Eyl 2009 tarihinde, saat: 01:09 'de hasan tarafından gönderilmiş, toplam 94 defa okunmuştur.

Benzer yazıları Denemelerim kategorilerinden okuyabilirsiniz. Yazar ile irtibat kurmak için email gönderebilirsiniz. Yazıya yorum yapabilir ya da yapılan yorumları RSS 2.0 ile takibe alabilirsiniz.


Eklenen Son Yazılar
Yapılan Son Yorumlar
Bağlantılar