<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.2.2" -->
<rss version="0.92">
<channel>
	<title>Türkyılmaz-yarım şair</title>
	<link>http://www.hasanturkyilmaz.net</link>
	<description>Edebiyat edeple yapıldığında güzeldir!!!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Jul 2010 05:34:07 +0000</lastBuildDate>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
	<language>en</language>
	
	<item>
		<title>nazarın..</title>
		<description>Nazarın değince dert bağlayan gözlerime;
Kirpiğimi kıvılcım, kaşımı alev sarar.
Göğsümden 'eyvah' yüklü bir bulut demir alır,
Yağmuru dökeceği yanan bir liman arar;
Nihayet gözlerimin üzerinde alçalır... </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/nazarin/</link>
			</item>
	<item>
		<title>HALİM</title>
		<description>Dilde âh, gönülde gam; beni gördükleri an,
Bir merhamet perdesi çekilsin tüm gözlere
Kınamasın bu mecnun halimi kimse, aman!
Bir tatlı dil halkası takılsın tüm sözlere.


Bilirim halim harap, bilirim derdim yaman;
Dilerim biraz derman versin Rabbim dizlere…
Elfida, gözlerine gözüm değdiği zaman;
Sevdam bir ırmak olsun, dökülsün denizlere…


Şu yüce dağlar gibi, başımı sarmış duman!
Âşık görmeyi uman ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/halim/</link>
			</item>
	<item>
		<title>zaman</title>
		<description>Zamanın çarkı nerde, bugünde mi dünde mi?
Ve onu çeviren kim ve onu durduran ne?
Belki o çark bir dümen ve zaman da bir gemi
Okyanus dalgaları bulandırdı midemi,
Zamana bir ip uzat, beni çek kurtar anne!

Döndü sivri okları duvar saatlerinin
Takvim yaprakları da ardı ardına düştü
Asır geçti üstünden yalan vaatlerinin
Çekip gittiği yerde zat-ı âlilerinin
Bekleyen ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/zaman/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Serap</title>
		<description>Sanki ezelden beri gönül sarayım viran,
Kılıç diye bildiğim kalemim kıl gibidir.
Ey gönlümün maliki; Elfida namlı tiran
Senden uzakta geçen saatler yıl gibidir.

Kirpiklerim gözümün önünde dalgakıran,
Yaşlarım dalga dalga akan seller gibidir.
Ey bir serap misali, dimdik karşımda duran,
Sana doğru bir adım mesafe mil gibidir. </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/88/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Kırık kalem, boş kağıt</title>
		<description>uzun zamandır kalemi çalıştıramıyorum, işlemiyor...

bir zamanlar yazmaktan başka bir şey düşünmezken; şimdi düşünmekten başka bi şey yapamıyorum...

varsa daha önce bu tür bir hastalık yaşayan, lütfen tavsiyelerini iletsin, bekliyorum...

saygılarımla... </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/yazamiyorum/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Bir Sabah</title>
		<description>
                Her şeyi düşlerde yaşanmış sanarak uyanmak bir sabah… Bir sabah; her şeyi unutarak… Hayal meyal hatıralarla bilerek yalnız, uyku mahmurluğuyla açmak gözleri… Bir sabah… “Bu gece bir rüya gördüm, sanki bir asır sürdü ve bir asırda bin insanın çekeceği çileyi çektim; neyse ki hepsi bir rüya…” diyecek kadar silmiş ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/bir-sabah/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Ne kadar uzun zaman oldu?</title>
		<description>
                Ne kadar uzun zaman oldu?
                Kalemin köleliğinden kendi hayatımın efendiliğine terfi ettim ve böylece ne kadar çok alçaldım, düştüm… Söz’den başka kaygısı olmayan, Söz’den ziyade fikir taşımayan ve Söz dışında bir şeye ihtiyaç duymayan ben, bugün artık sanat-ı kelâmın gafillerinden oldum.
                Hayatı mısra mısra okumak ve yazmak varken; satır ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/ne-kadar-uzun-zaman-oldu/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Neden, neden?</title>
		<description>
                Şimdi bir şiir yazsam sana, ne faydası var? Ya da ne değişir bir şarkı seçsem senin için ve saatlerce tekrar tekrar dinlesem? Şöyle derin bir nefes alsam; ruhunu koklar gibi… Hemen arkasından geç kalınmış, ya da vaktinden önce atılmış bir çığlıkla adını haykırsam; neye yarar?
                Sana derdimi anlatan bir ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/neden-neden/</link>
			</item>
	<item>
		<title>GÜNEŞ</title>
		<description>Ey geceyi gün eden
Ey bugünü dün eden
Doğunca goncayı gül
Gülzârı düğün eden

 

Şimdi nerde nerdesin
Batmadığın yerdesin
Yeni güne haberci
Ve geçmişe perdesin </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/gunes/</link>
			</item>
	<item>
		<title>3 HECE</title>
		<description>Bilirim
Ölürüm
Ay balam
Bir kelam
Söylesen
Çünkü sen
Susunca
Bir kanca
Yapışır
Ve taşır
Ruhuma
Nâr ama
Acıtır
Sancıtır
Sözlerin
Gözlerin
Konuşsa
Ve taşsa
Bir kelam
Ay balam
Ölürüm
Bilirim </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/3-hece/</link>
			</item>
	<item>
		<title>NEDEN “YARIM ŞAİR” DEDİK?</title>
		<description>


  
Her yazılan şiir değildi ve her yazan da şair olmadı!
“Anlamsız sözcükleri alt alta yazma sanatına”(!) başka bir ad bulunuz ve şiiri rahat bırakınız…
Bu devirde kalemi eline alıp iyi-kötü; doğru-yanlış bir şeyler karalayan zat-ı şahanelerin kendilerini “şair”, yazdıklarını da “şiir” ilan etmelerine tepki olarak, “tam şair”liğe bir tek üstat ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/neden-%e2%80%9cyarim-sair%e2%80%9d-dedik/</link>
			</item>
	<item>
		<title>&#8220;Keyifsizm&#8221;</title>
		<description>
KEYİFSİZM-1 
Yurdumda hüküm süren yeni duygu akımı...

* Günümüz ekonomik şartları;
* Hayat standartlarının beklentilere göre çok düşük olması;
* İşsizlik, altyapı eksikliği gibi temel problemler;
* Siyasi dalgalanma, çalkalanma, çekişme ve boğuşmalar;
* Demokrasiyi, insan haklarını, insanlığı tehdid eden unsurların cesurca boy göstermesi;
* Varoluş çabalarının, yok etme gayretlerine dönüşmesi;
* Bir takım kendini bilmezlerin, başkalarının omuzları üzerinde yükselmeye ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/keyifsizm/</link>
			</item>
	<item>
		<title>MONA ROSA&#8217;ya nazire</title>
		<description>Mona Rosa, solmuş, kurumuş güller…
Gölbaşı gülleri ve beyaz kefen!
Yüreği yanık kuş ıstırap ister!
Ah! Çileye doymaz, kanattıkça sen!
Mona Rosa, solmuş, kurumuş gülleri…

Ulursa ulusun kirli çakallar,
Tavşanın bakışı kimin umrunda?
Mona Rosa bu hal bende her gün var!
Sırılsıklam oldum dert yağmurunda.
Ulursa ulusun kirli çakallar…

Arala perdeyi, bak pencereden;
Mona Rosa seni görmek ecelim!
Bakışın ruh emer ve ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/mona-rosaya-nazire/</link>
			</item>
	<item>
		<title>KARA GÜL</title>
		<description>
Gidiyorsun ve git! Kal demem sana
Yolun açık olsun hey Kara Gül’üm!
Aydınlansın artık kararmış günüm.
Sen ki benim her gün kanayan yanım;
Kanımdan karasın, al demem sana!
 
Sessizce dursan da, lal demem sana!
Arının zehirli iğnesi dilin;
Tatlı değil sözün, kem böyle bilin.
Gözümden, gönlümden, ruhumdan silin.
Petekte olsan da bal demem sana!
 
Beni hayallere sal demem sana!
“Üzülme ey ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/kara-gul/</link>
			</item>
	<item>
		<title>TOPRAĞA K(Ş)AN DÜŞTÜ</title>
		<description> (Polis Akademisi'nde düzenlenen 'ÇANAKKALE' konulu şiir yarışmasında birinci olan şiir), şairini tebrik ediyorum)



Medeniyet, adalet hepsi bendedir derdin,
Nihayet pis kanının icabını gösterdin.
Eşref-i mahlukatken, koştun gittin muhale,
Ey zavallı insanlık! Nasıl düştün bu hale? 



Yedi düvel bir olup, Türk'e kurdular pusu,
Yine de galip geldi Türk'ün şanlı ordusu.
Ey kendisi bir iken, binlere galip olan!
Zaferlere erişir ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/topraga-ksan-dustu/</link>
			</item>
	<item>
		<title>KAR&#8217;A SEVDA</title>
		<description>Yıllardır her yanın kar beyazıydı;
  Ne yöne dönsen kar, neye baksan kar!
  İçini kavuran kar ayazıydı,
  Dünyaya söyleyip sana susan, kar!

  

Kardan adamlardı arkadaşların,
  Karda ayak izi bırakmazlardı.
  Kara şiirlerdi tek sırdaşların,
  Yürek yakar sızı bırakmazlardı.

  

Bir gün kızıl güneş yaktı geceyi.
 ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/kara-sevda/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Kısa Kısa; Kıta Kıta&#8230;</title>
		<description>

1.       Kör  kütük sarhoşum, içtim bu gece
Avcumda biriken gözyaşlarımı.
Cismimin içinden kaçtım bu gece
Terk ettim dünyevî uğraşlarımı…
 

2.       Ne kadar beklenir ki maşuk aşk durağında?
Sevilenin zulmüne kaç asır sabredilir?
Vuslat; hayal şehrinin erişilmez dağında;
Sevda ruha kelepçe, hasret bedene zehir!

 

3.       Fırtına kopar diye susmaya korkuyorsun,
Hâlbuki konuşmanın fırtınadan farkı yok!
Her sözünle bir kulun ruhunu burkuyorsun,
Dilinin ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/kisa-kisa-kita-kita/</link>
			</item>
	<item>
		<title>ÖLÜME CANDIM (karalama)</title>
		<description>En sessiz çığlık benim;
                Duymadım kendim bile.

Sen hiç ben olamadın;
                Ben zaten sendim bile.

Ağlayan, çağlayandım;
                Kurudum, dindim bile.

Düşmanım içimdeydi;
                Öldürdüm, yendim bile.

Söndürmeye çalıştım;
                Çok geçti, yandım bile.

Doğru’na hiç gerek yok;
                Yalana kandım bile.

Kurban arama aşka;
                Sana adandım bile.

Ben hayata bir düşman;
                Ölüme candım bile… </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/olume-candim-karalama/</link>
			</item>
	<item>
		<title>RUH (aruz)</title>
		<description>Kâinâtın pençesinden kurtulup
Baka bir âlemde sonsuz yer bulup
 
Cismi yer altında lâkin kendi yok
Esti yelden el alıp rüzgâr olup
 
Ben de bilmem hangi yoldan gitti ruh
Ah götürmüş bir melek rehber olup
 
Varsa görmüş kimse gelsin söylesin
Bir ışıktan hızlı geçmiş nur olup
 
Şimdi yerden arşa yükselsin duam
Hakk’a mâlum halka ancak sır olup
 
Rabb’e vuslat bende artık ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/ruh-aruz/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Dua</title>
		<description>
Cümle cihan cem olsa; dilde kalpte kelam tek!
Cümlesinin derdine açsak kollarımızı…
Cümlesini birden halk oldular diye sevsek
Cümlesine hep açık tutsak yollarımızı…
 
Cümle kelimeleri tek elife denk bilsek,
Cümleleri okusak ulvî kelimelerden!
Cümle cânı can diye, can gibi sevebilsek,
Bahsetsek Mecnun iken Leyla’yım demelerden!
 
Yerin kulağı varmış, usulca fısıldasak
Ve duyursak hak diyen avazımızı arşa!
Uyku vaktinde dahi hep ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/dua/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Çürümez Yapı</title>
		<description>Bir alem gizlidir senin elinde...
Kalemi tuttukça açılır kapı!
Görünür, ne varsa o aleminde...
Akıl, fikir ve ruh; çürümez yapı!

Üstâd, kaleminin mürekkebinden
Şiire gebe bir katre olsaydım...
Yahut kunduranın ta en dibinden
Hiç kopmayacak bir zerre olsaydım...


Üstâd'ı saygı, rahmet ve bâkî muhabbetle anıyorum...
yarım şair... </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/curumez-yapi/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Güldür Geceyi</title>
		<description>Dün gece rüyamda bir Davudi ses;
"Uyan" dedi, "uyan, güldür geceyi!"
Sustu! Çekti sonra derin bin nefes
Ve bağırdı "Uyan, güldür geceyi!"

Açtım gözlerimi, etraf karanlık...
Bir yol bulup kovsam bu düşünceyi
Boşver dedim rüya işte bir anlık...
"Ey Hak yoldan cayan, güldür geceyi!"

Sağa-sola döndüm; ne renk, ne şekil..!
Ne bir melek gördüm, ne cin cüceyi..!
Dedim ki her ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/guldur-geceyi/</link>
			</item>
	<item>
		<title>NEFS (yarım şiir)</title>
		<description>Nefs kuşanmış zırhını, kılıç kalkan elinde
Tuttuğun yol, yol değil; dön bataklığa diyor.
Zayıf, çıplak irade ince kıl üzerinde;
Bir çıplak bacak görse, titriyor, sendeliyor...

Bir kolumdan çekiyor alçak nefs bataklığa;
Diğerine de mazlum irade asılıyor!
Bu ezeli düşmanlar sonunda ortaklığa
Yanaşmıyor ve göğüs kafesim yırtılıyor!

Her darbeye tepkisi irademin yalnız "ah!"
Ne silah ne gücü var nefse karşı ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/nefs-yarim-siir/</link>
			</item>
	<item>
		<title>ANLA</title>
		<description>Aralandı perde, göründü odam;             
Alnı ellerine düşmüş bir adam!
Bir kalem, bir kağıt ve neler neler?
Seccade, bir tesbih ve düşünceler!

Nedir bu hal; neden bozuldu düzen?
Nerde yokta varın resmini çizen?
Uzansam boşluğa kim tutar beni?
"Zaman" denilince "an" yutar beni!

Doldurdum ruhumu saplantılarla
Ve çıldırdım artık; Çıldır ve Anla!
Anladım iman da insan da neymiş...
Anladım ki her ruh ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/anla/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Gün gelir an olur</title>
		<description>Dinlemek için tıklayınız! 

[audio:http://www.hasanturkyilmaz.net/wp-content/plugins/audio-player/gun.mp3]

             Gün gelir, ân olur… Yüreğinin uzun süredir söylediği eski bir türkü gelir dilinin ucuna… Sözleri çok iyi hatırlarsın aslında ama bir türlü tutturamazsın melodiyi… Türkü içinde kalır. Bir ağırlık çöker göğsünün orta yerine… Tekrar denersin, nafile… Nafiledir tüm çabalar, düğümlenir boğazın. Bir damla sıcak kan süzülür çaresiz gözlerinden. ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/gun-gelir-an-olur/</link>
			</item>
	<item>
		<title>DURDURUN DÜNYAYI, NEDEN Mİ? ÇÜNKÜ&#8230;</title>
		<description>            Ne saçma! Arsız yaşayan insanlar saygı görüyor. “Özgürüz” diyorlar, “Toplumun kuralları varmış, bizene.”; “Hem bu kuralları kim koymuş” diyorlar, “koyan koymuş kendine göre, kimene!” Ne saçma!

            Ve garip; insanlar kendilerinde olmayanı gördüklerinde imreniyorlar. Arsızlığa imrenerek bakmanın neticesinde arından utanırsa insan..? Yanlışlar ne kadar tatlı ve zevkli görünür uzaktan. Bataklığa ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/durdurun-dunyayi-neden-mi-cunku-2/</link>
			</item>
	<item>
		<title>ELFİDA, çıldırmak üzreyim&#8230;</title>
		<description>Elfida, çıldırmak üzreyim...

Efsunlu suretin, cinnetin resmi
Lisanın çözülmez sırdır Elfida...
Firardaysa ruhun, yalnıca cismi
İstemem, bana ruh yârdır Elfida...
Dilimde kördüğüm Elfida ismi
Adını unutmak nârdır Elfida...

Elfida, sen farkında değilsin ama...

Ey daracık hücre, karanlık oda;
Leylaya Mecnunu râm eden sensin!
Feda olur bin can uğruna feda;
İnsana hayatı gam eden sensin!
Dervişe duasın, aşığa gıda;
Alemde her yana nâm eden ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/elfida-cildirmak-uzreyim/</link>
			</item>
	<item>
		<title>gençlik nereye?</title>
		<description>
Genç adam şuurunu unutmuş şişelerde
Ve namus uçup gitmiş, loş, kuytu köşelerde…
 
Cemiyetin ördüğü ahlak denilen duvar
Yıkıldı, yıkılacak; bir darbelik ömrü var.
 
Beynimde uğulduyor hala şeytanın sesi;
“Gençlik benimdir” derken pis kokan o nefesi…
 
Karşı çıkacak kimse yok mu bu sapkınlığa?
Ahlaklı yobaz oldu, şeytanın kulu ağa!
 
Uyan cemiyet uyan, mahvoluyor istikbal!
Dayan yüreğim ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/genclik-nereye/</link>
			</item>
	<item>
		<title>ARZU (ÖLÜM&#8217;E)</title>
		<description>
            Zor geliyor hayat, irkiliyorum
            Ansızın bir ölüm arzusu ile…
 
Mutlak sonu sevmek, tutulmak ona,
Ruhu sıkıştırmak hayat çarkına,
Dişlide ölümün tadına varmak…
 
Gözleri mıhlamak kara toprağa,
İmrenmek sararıp solan yaprağa,
Bedeni ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/arzu-olume/</link>
			</item>
	<item>
		<title>SOĞUK (Elfida&#8217;ya)</title>
		<description>
Güneşin üstüne bir yorgan örtün,
Bu soğuk onu da dondurur yoksa…
Beni düşünmeyin, çünkü ben bütün
Bir alevli ruhum, ayaz bir oksa!
&#160;
Üşümem bu canda durdukça canın,
Gönlümün sahibi varken üşümem.
Üşümem dilimde döndükçe adın;
Elfida ömrüme yârken üşümem!
&#160;
Hasret mi havayı böyle soğutan,
Âşıkla maşukun uzaklığı mı?
Aşk mıdır bedeni yangında tutan,
Elfida’nın cana yasaklığı mı?
&#160;
Ne zaman biterse gördüğüm rüya,
Ne zaman ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/soguk-elfidaya/</link>
			</item>
	<item>
		<title>ELFİDA</title>
		<description>
ELFİDA
Elfida, çözemedim ben bu işin sırrını;
Neden sabah olmuyor, neden doğmuyor güneş?
Belki de son gecemdir, belki görmem yarını!
Elfida, aşkım baki, bedenim olsa da leş!
Elfida, sen bir hayal, hatta muhalimsin sen;
Bir karakalem ile mısralarda çizdiğim…
Aşktan yana kör cahil; zulümde âlimsin sen!
Elfida; sancısını her hücremde sezdiğim…
Elfida, bu hançeri kim verdi, nerden buldun?
Kimden aldın ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/elfida/</link>
			</item>
	<item>
		<title>sır-ı aşk</title>
		<description>Bir benim bildiğim büyük bir sır var!
Bağrıma bir sancı olup da çöken...
Nemli gözlerimden kanlı yaş döken...
Dişleyip beynimi, aklımı söken...
Bir benim bildiğim büyük bir sır var!

Anlatsam bilmem ki anlar mısınız?
Tek kelime bile çıkmaz ağzımdan...
Yalnız inilti gelir boğazımdan...
Sanmayın ki nazdan; bu marazımdan...
Anlatsam bilmem ki anlar mısınız? </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/sir-i-ask/</link>
			</item>
	<item>
		<title>şarab-ı aşk</title>
		<description>Herkesin dışında bir demir perde,
Herkesin içinde bir yumuşak kalp!
Herkes birbiriylr bir harp içinde!
Her harbi bitiren bir yudum şarap!

Bu şarap, bu şarap; her derde ilaç
Her yarayı sarıp durduran kanı!
Bu şarap; içince gözlerini aç;
Düşman bildiğini dost gibi tanı! </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/sarab-i-ask/</link>
			</item>
	<item>
		<title>derd-i aşk</title>
		<description>Bu hastalık çilem, dünya çilegâh,
Dilimde kördüğüm olan sözüm: ah!
Doğunca hayatla kıydığım nikah
Beni son bulmaz bir derde düşürdü... </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/derd-i-ask/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Soru-Cevap</title>
		<description>Sordular; var mı senin gönül verdiğin biri?
Dedim ki; insan değil gönül verdiğim, peri!

Sordular; kimlerdendir, nedir adı o yârin?
Dedim ki; adı nurdur,uzağındadır nârın!

Sordular; var mı gönlü sevdiğin kızın sende?
Dedim ki; o bir başka aşığın hevesinde!

Sordular; nasıl sevda, nasıl bir aşk sendeki?
Dedim ki; bu aşk sebep derde ruh ve tendeki!

Sordular; kim ve ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/soru-cevap/</link>
			</item>
	<item>
		<title>DOST VE ben</title>
		<description>Gece yarısı, saat 00:50 de başladık dostla söyleşmeye... Daha doğrusu mesajlaşmaya... Ben dosta söyledim, dost bana... ve işte...

İlk mesajı ben yolladım; şöyle:

Çıkınca Kızılay'a
Gözlerim yere düşer
Bir kaldırsam başımı
Gönlüme yara düşer

 Başedemem nefsimle
 Nefsim ateşe düşer
 Bir göz değse tenime
 Tenim telaşe düşer

Ağyarın gözü zehir
Zehri içime düşer
Yâri görmezsem kahır
Kahrı düşüme düşer

 Ben tek yâri görürüm
 Gönlüm tek yâre ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/dost-ve-ben/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Esirinim</title>
		<description>Yüreğimde sana yer verdiğim günden beri,
Biraz sarhoş, biraz keş, biraz da derbederim.
Ne bana geliyorsun, ne kaçıyorsun geri!
Bari bir çift söz söyle, iki kelam et derim!

Yolların kesiştiği tüm köşeleri tuttum,
Seni gördüğüm anda sözlerimi unuttum.
Ve gelince göz göze dedim ki hapı yuttum.
Anla şu hâl dilimden, beni bir seyret derim!

Beni bildiğin bütün aşıklarla ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/esirinim/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Soruya Tutsak</title>
		<description>İnsan dipsiz kuyuya sebepsizce düşünce,
Sebep olur derdine garipçe bir düşünce;

"Yunus balık karnında dua eder, ne derdi?
Nasıl bir anda biter, yok olurdu tüm derdi?"

Cevapsız soruların bir defterini tutsak,
Ve en girift soruya yenilip olsak tutsak!

Teaztlara boğuldum; alem düzdü, ben yandım.
Ben, esirler kralı, karda yürüyüp yandım. </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/soruya-tutsak/</link>
			</item>
	<item>
		<title>KORKUYORUM</title>
		<description>Korkuyorum; bir gece gelecek misafirim,
Arkasından dostlarım dolacaklar evime.
Yıakayacaklar beni, temizlenecek kirim,
Saracaklar cepsiz ve bembeyaz kefenime.

Korkuyorum; ölümle gece yüzleşeceğim,
Azraille başbaşa kalacak ölü beden.
Ruhumla kendime bir çukurcuk eşeceğim...
Bu kadar genç yaşta mı gelecek ölüm, neden?

Korkuyorum; belki de en büyük korkum benim;
Sualler soracaklar gelip Münker ve Nekir!
"Ne yaptın bu dünyada; peygamberin, Rabbin kim?
Hani ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/korkuyorum/</link>
			</item>
	<item>
		<title>NEFRET</title>
		<description>Nefretimin köpüğü düşse avuçlarına,
Yüreğine kor ateş düşmüş gibi olursun.
Kinim dağılsa sonra ta parmak uçlarına,
Yüreğin bir kor olur, ölmüş gibi olursun.

Öfkem sinip havaya çevirse bedenini,
Son bir nefes alsan ve sarsa hücrelerini,
henüz farkedemeden, bilmeden nedenini,
Ruhu donmuş bir kaya, bir taş gibi olursun.

Ağlasan ve gözyaşın aksa yanaklarına,
Bir ağrı hücum etse sonra şakaklarına.
Kendini bulmak ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/nefret/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Diyorsun ki&#8230;</title>
		<description>Sen gittin gündüzler uykuya daldı.
Mevsim hep güz oldu, yaz dünde kaldı.
Bir deli yel esti, aklımı aldı.
Rüzgarlar aşkımı çaldı diyorsun.

Ne yana dönsem sen, nereye gitsem,
Yakalayamadım, ne yapıp etsem?
Belki tüm bunları kenara itsem;
Bir işin ucundan tutsam diyorsun.

Beyhude sevmişsin diyorlar bana,
Boşa ağlamışım hep yana yana!
Elimde olsa da birgün rüyana
Gelip aşkım desem sana diyorsun.

Unuttum ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/diyorsun-ki/</link>
			</item>
	<item>
		<title>sükût - 2</title>
		<description>
Sabır benim ekmeğim, suyum hatta nefesim.
Sabredip susuyorum, yoksa çıkardı sesim.


“Sen” derdim, “sen ki zalim, yetmedi mi ettiğin;
Sever gibi yanaşıp, söver gibi gittiğin?”


Ve derdim ki “kalbinin dili var lâkin yalan;
Yalan ne söylediysen ve ne yazdıysan yalan!”



Susuyor, susuyorum. Sükût bütün servetim.
Ettiğim iki çift söz; bu da benim gafletim. </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/sukut-2/</link>
			</item>
	<item>
		<title>aşkımın intikamı</title>
		<description>
                                               BİRGÜN…
Saracak seni aşkım, bir bahar akşamında;
Rüzgâr, sana yazılmış bir şiir sanacaksın.
Hiç tadı kalmayacak günün de akşamın da.
“Neden unuttu?” diye düşünüp yanacaksın.
                                               VE…
Güneş batarken garptan, ay semaya inecek,
Ayın zayıf ışığı yön verecek gölgene.
Ruhuna bensizliğin ıstırabı sinecek.
Oturup çaresizce ağlayacaksın yine.
                                               ARTIK…
Ne düşünürsen düşün, ne hissedersen hisset;
Zincirin son halkası benim aşkım olacak.
Hayalimi ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/askimin-intikami/</link>
			</item>
	<item>
		<title>MED-CEZİR</title>
		<description>Madde dairesinde esrarengiz bir hâl var;
Elini uzatıp ay, çekiyor denizleri!
Denizde aya kavuşmak gibi bir hayâl var;
Cazibesiyle ayın, çözülüyor dizleri!
Ebedî hasretliğe soyunmuş ay ve deniz;
Zahmeti çok sevdanın ve muhaldir vuslatı!
İner her gece suya ayışığı; yakamoz;
Remzi yakamoz aşkın; med-cezir de kanıtı!

 </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/med-cezir/</link>
			</item>
	<item>
		<title>BANA GÖRÜNMEDEN GİT!!!</title>
		<description>
Son bir kez el sallama, “elveda” deme sakın!
Gideceksen; sessizce, bana görünmeden git!
Bir lamba yandığında kaçan karanlıkların
Hızında, yani birden, bana görünmeden git!
&#160;
Mesela gün uyurken, ortasında gecenin,
Beni konuşturmadan dilinde bülbülcenin…
Ve bahsini duymadan “Kal” diye bir hecenin,
Karşında yalvartmadan, bana görünmeden git!
&#160;
Yalnızca bir lâhza dur tam kapının önünde.
Bir damla gözyaşı dök bu ayrılık gününde.
Aşk’ın ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/bana-gorunmeden-git/</link>
			</item>
	<item>
		<title>&#8220;USTAM&#8221;</title>
		<description>Ustam, bırak beni, gidem bu elden;
Bana göre değil demiri dövmek.
Gam kapıyorum be küfürlü dilden,
Kime helal imiş gavura sövmek?
Mesken tutarım da bir dağ başını,
Eşkiyaya yoldaş olurum ustam.
Arsızın boynundan kesip başını,
İte, köpeğe aş ederim ustam.
Bilmem hayır mıdır ettiğim dua,
Duyunca edepsiz bir çift söz ustam.
Böyle hadsiz söven diller lal ola,
Mahreme uzanan dil kopsun ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/ustam/</link>
			</item>
	<item>
		<title>ANLASALAR&#8230;</title>
		<description>          "Ben şimdi derdimi kime, nasıl anlatırım?"
          Anlatırken gözlerim dolarsa ya, ya nutkum tutulursa birden bire? Kelimeler bir yumruk gibi oturursa boğazıma; dilim dönmez, dudaklarım kıpırdamaz olursa tam adını söyleyecekken...
          Herşeyi anlatmak, ah! Hepsini en baştan bir daha yaşamak olmaz mı? Nasıl dayanır buna yüreğim?
          "-Dayanmazsa anlatma be kardeşim!" mi ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/anlasalar/</link>
			</item>
	<item>
		<title>UYKU-HÂL</title>
		<description>
                Uyku, uyku ve uyku! Bilmem ne zamandır esiri olduğum, kurtulmaya da gayret etmediğim hâl!
                Gece ve gündüz, geçen vakti farketmeden ve önemsemeden güneşi, uykudayım. Yalnızca yatakta değil, sınıfta, yemekte, ayakta, otoüste, biriyle konuşurken, kitap okurken hattâ ve hattâ .....dayken bile, bir yandan uyuyorum.
                Yalnızca görmüyor olsam kör; duymuyor olsam sağır; konuşmuyor ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/uyku-hal/</link>
			</item>
	<item>
		<title>başlığı yok; sadece ufak bir not&#8230;</title>
		<description>Ben ömrüm boyunca hep mazlum olayım; yeter ki sen ömrün boyunca hiç mahzun olma! Çünkü senin hüznünden ziyade hiçbir şey zulmedemez bana! </description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/basligi-yok-sadece-ufak-bir-not/</link>
			</item>
	<item>
		<title>ZİNDAN</title>
		<description>
“Zindan; iki heceyle alemi bir kabre çevirdiler!”

           Zindan deyince akla ilk ne gelir, neler zuhur eder gözlerin önünde?
           Loş karanlık, dört duvar ve demir parmaklıklar! Küçücük bir cam, nemli ve ağır kokulu, pis hava! İnsanın içine zehir gibi çöken ve ıstırabı gün be gün katlamaya memur olan bela; yalnızlık!..
           Zindan ...</description>
		<link>http://www.hasanturkyilmaz.net/zindan/</link>
			</item>
</channel>
</rss>
